Özel Uygulamalar
 


    Burun estetik cerrahisi
    Kulak mikrocerrahisi
    Radiofrekans cerrahisi
    Endoskopik cerrahi
    Allerji testleri
    Horlama-Uyku apnesi
  


     Hastalık Rehberi
 
 
    Genizeti ve bademcik
    Kulakta sıvı toplaması
    Başdönmeleri
    Kulak çınlamaları
    Kulak iltahapları
    Sinüzitler
    Ses kısıklığı
    Burun allerjileri
    Farenjitler
    Boyunda kitleler
    Baş boyun kanserleri
    Burun kanaması
    Yüz felci
    Konuşma bozukluğu
    Ağız kokusu

 

     

 

Radyofrekans Uygulamaları
 

Radyofrekans Nedir?
Burun eti denen konkaya bağlı burun tıkanıklıklarında ve yumuşa damak sarkmasına bağlı horlama tedavisinde artık radyofrekans dalgalarıyla yapılan ameliyatların tercih edilmektedir. Radyofrekans dalgaları ile küçük dil, yumuşak damak ve dil kökü müdahaleleri, bu alanda geliştirilmiş en yeni tekniklerden biridir. Horlamaya sarkık ve ince yapılı yumuşak damağın neden olduğu durumlarda ve konkanın büyüyüp burun pasajını bloke ettiği durumlarda uygulanabilmektedir. Radyofrekans enerjisi ile hedef dokuda ısı oluşturarak hacim küçülmesi sağlanan cerrahi bir yöntemdir. Çok düşük düzeyde radyofrekans enerjisi kullanılır. Uygulaması basit olan bu yöntemde, bazen 2. seans gerekmektedir. Radyofrekans işlemlerinin çoğu lokal anestezi altında ve yarı oturur pozisyonda yapılır. Uygulandığı bölgeye göre birkaç dakika içinde yapılabilir ve aynı saat içinde hasta evine gidebilir. Bu yöntem genel anestezi gerektirmez ve yumuşak damak fonksiyonlarında herhangi bir kayba yol açmazUygulamadan sonra tedavi etkisinin ortaya çıkması için 4-6 hafta geçmesi gerekir.Genel olarak 2 alanda uygulama yapılır:

1-Burunda konka büyümeleri
2-Yumuşak damak sarkmaları  ve dilkökü hipertrofileri

yumuşak damağa radyofrekans uygulama yöntemi

Yumuşak damağa radyofrekans uygulama bölgeleri

İnsanların yüzde 80'inde fizyolojik olarak 2,5-4 saatlik aralarla yer değiştiren tek taraflı burun tıkanıklıkları görülebilir. Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide de horlama görülmeye başlar

Horlayan hastalarda burun tıkanıklığının rolü nedir?
Horlamanın sebepleri arasında burun tıkanıklığı önemli bir yer tutar. Bunun dışında yumuşak damağın, dil kökü ve küçük dil ile yutak boşluğunun ve çenenin yapısal sorunları horlamaya yol açan diğer sebepler arasında yer alır. Horlamaya neden olan diğer sebepler dışında, burun solunumu normal olan insanlarda, uyku esnasında genellikle horlama olmaz. Burun ve geniz boşluğundaki daralma ile tıkanıklığı olan hastalarda, solunum ağız yoluyla sağlanmak zorunda olduğundan, horlama oluşur ve tıkanıklığın şiddetine bağlı olarak ve eğer diğer sebeplerde var ise horlama çok şiddetli olabilir. Böyle bir durum hasta ve yakınları için giderek katlanılamaz bir hale gelebilir.

Burnu tıkalı olan hastanın horlaması da daha mı şiddetli oluyor?
Ağız solunumu yapan hastada boğaz ve geniz bölgesinde, uyku esnasında gevşemiş olan yumuşak dokular, solunumla oluşan hava akımı tarafından titreştirilir. Hava yolu daraldıkça solunum için sarf edilen çaba artar. Buna bağlı olarak doku titreşimi de artar ve horlama daha gürültülü olur. Bu nedenle burun tıkanıklığının giderilmesi bazı hastalarda horlamayı ortadan kaldırabilir ya da çok azaltır. Sadece burun tıkanıklığının önemli rol oynadığı bu horlama vakaları en yüz güldürücü tedavi olanaklarına sahiptir.

Horlamaya yol açan burun hastalıkları nelerdir?
Horlamaya yol açan burun tıkanıklıklarının pek çok sebebi vardır. Nezle, grip gibi akut hastalıklar da bile hastalık süresince burun tıkanıklığı olur ve geçici olarak horlama görülebilir. Burun tıkanıklıklarının diğer sebepleri; tek başlarına veya birkaç burun -ya da sinüs- sorununun birlikte bulunması şeklinde olabilir. Halk arasında kemik eğikliği denilen 'deviasyon' ve yine bilinen tabirle 'burun eti' denilen ‘konka şişmeleri' ile sıklıkla karşılaşmaktayız. Ayrıca alerji, sinüzit ve polip gibi hastalıklar ile burun spreyi bağımlılığında da burun tıkanıklığı görülür. Burun boşluğu ve geniz bölgesinin tümöre benzer oluşumları da burun tıkanıklığı ve horlamaya yol açabilir.

Burun tıkanıklıkları nasıl teşhis ediliyor?
Günümüzde burun tıkanıklığının sebepleri kesin bir şekilde saptanabiliyor. Bu amaçla kullandığımız burun içi endoskopisi oldukça önem taşıyor. 2,7 mm çapındaki endoskoplar sayesinde hasta herhangi bir rahatsızlık hissetmeden burun boşlukları, geniz ve sinüs kanallarını ayrıntılı bir şekilde ve çoğu kez başka bir tetkike yer bırakmayacak şekilde değerlendirebiliyoruz. Bu basit endoskopi neredeyse rutin bir şekilde uygulanır hale geldi.

Burun tıkanıklıkları nasıl tedavi ediliyor?
Eğer burunda kemik eğikliği (deviasyon) varsa ve bu durum ileri derecede burnu tıkıyorsa, 'deviasyon' ameliyatı yapılır. Burunda hafif bir kemik eğikliği genellikle horlamaya sebep olmaz ve ameliyat gerektirmez. Ancak ameliyat gerektiren durumlarda hâlâ klasik bir yöntem olmakla birlikte daha ince tekniklerin kullanılması ve endoskop yardımı ile hastanın rahatlığı eskisinden daha iyi oluyor. Ameliyat sonrası tercih edilen tamponların hasta rahatlığına yardımcı olan çeşitleri de artık yaygın olarak kullanılıyor. Sinüziti olan hastalarda uygulanan endoskopik sinüs cerrahisinden sonra burun tıkanıklığı ve horlamanın azaldığı da gözlemleniyor.

Horlamanın sebeplerinden biri olan burun eti için de ameliyat mı gerekiyor?
Burun eti (konka şişmeleri), horlamaya deviasyondan daha fazla yol açıyor. En yeni uygulamalarımız konkalarla ilgili. Burun içerisine sprey tarzında uygulanan ilaçlarımız bazen sorunu tamamen çözüyor. Burada artık klasik ameliyatları neredeyse hiç uygulamıyoruz.

Günümüzde konkalar ‘radyofrekans' uygulaması ile hasta için çok rahat sayılabilecek şekilde küçültülüyor. Konka küçültmelerinin burun tıkanıklığını önemli ölçüde çözdüğünü ve bu girişimlerin kanamasız, tamponsuz ve ağrısız yapılabildiğini söylemek abartılı sayılmaz.

Hastaların çoğunda yumuşak damak veya küçük dil sorunu da vardır ve bunların da aynı seansta, örneğin ‘radyofrekans yöntemi'yle çözülmesi gerekebilir.Çoğunlukla lokal anestezi ile uygulanan bu işlemde yumuşak damağın gerginleştirilmek istenen bölgelerine özel bir cihaz ile radyo dalgaları uygulanır. Radyo dalgalarının yumuşak damak dokusu içinde oluşturduğu etki zamanla damağın gerginleşmesini sağlar. Her uygulamada tedavi etkisinin ortaya çıkması için 6 hafta geçmesi gerekir ve çoğunlukla 2 ay aralıklarla olmak üzere 2 veya 3 uygulama gerekir. Uygulamalardan sonra birkaç gün süreyle hafif dereceli ağrı hissedilebilir.

 

 

© 2007  Duyum Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Merkezi

Web Dizayn: Dr Ali Haydar Sağlam